Ders 4. Klasik Dönemde Stratejik Düşünce

  • Anasayfa
  • Konular
  • Ders 4. Klasik Dönemde Stratejik Düşünce

Ders 4. Klasik Dönemde Stratejik Düşünce

Stratejinin akademik bir araştırma alanı olarak ortaya çıkışı, strateji düşüncesinin kendisinden çok sonra, Soğuk Savaş döneminde nükleer silahlanmanın da etkisiyle gerçekleşmiştir. Fakat strateji düşüncesinin kökeninde yer alan savaş konusu ve ilişkili strateji düşüncesi insanlık tarihiyle yaşıt sayılabilir. Bu nedenle strateji düşüncesinin izlerini tarihte çeşitli savaşları anlatan ve savaşların nasıl yürütülmesi gerektiğini inceleyen eser ve yazarlarda bulabiliriz. Literatürde strateji düşüncesinin gelişimi genel olarak klasik, modern ve nükleer olmak üzere üç alt dönemde ele alınmaktadır. Bu dersin konusu olan klasik dönem, ilkçağlardan strateji kavramının modern dönemdeki anlamına ulaştığı 18. yüzyıla kadar olan dönemi kapsamaktadır.

Klasik dönemde strateji, savaş sanatı olarak ifade edilmekteydi. Bu çerçevede akla gelen ilk isimler savaşmayı sanat haline getirmiş başarılı kral/komutanlar olan Makedonya Kralı Büyük İskender (M.Ö. 356-323), Kartacalı ünlü komutan Hannibal (M.Ö. 246-183) ve Roma İmparatoru Gaius Julius Ceasar (M.Ö. 100-44)’dır. Girecekleri çatışmaları önceden planlamaları, bu planları tek tek muharebeleri kazanmaya yönelik olarak yapmaları ve muharebelerin de kısa süreek ve net sonuçlanacak şekilde tasarlanması stratejik düşüncenin ilk uygulamalarını karşımıza çıkarmaktadır. Tarihteki başarılı komutanların strateji düşüncesinin gelişine bu şekilde yaptıkları katkı elbette kuramsal düzeyde olmaktan ziyade pratikte uygulayıcı olarak yaptıklarıyla sınırlı kalmıştır. Yine de, ilerleyen yüzyıllarda bu konutanların uyguladıkları yöntemlerin akademik olarak çalışılması alana önemli katkılarda bulunmuştur.

Modern öncesi dönemde strateji her ne kadar kurumsal bir alan olmaktan çok icra edilen bir sanat olarak ele alınmış olsa da, stratejiye dair düşünen ve eser verenlere ilkçağlardan itibaren rastlamak mümkündür. Stratejiye dair bilinen en eski yazılı eser M.Ö. 5. yüzyılda Çin’de yaşamış asker ve savaş kuramcısı Sun Tzu tarafından kaleme alınmış olan ‘Savaş Sanatı’ başlıklı eserdir. Her biri savaşla ve bunun askeri strateji ve taktiklere nasıl uygulandığıyla ilgili on üç bölümden oluşan Sun Tzu’nun eseri, tarih boyunca birçok önemli komutan ve lidere yol göstermiştir. Planlama, savaş, stratejik saldırı, mevzi, hareket gücü, zayıflık ve güçlülük, savaş manevraları, değişen taktikler, ordunun ilerleyişi, arazi, ateşli saldırı, casusluk başlıkları altında Sun Tzu askeri strateji ve taktiğin temellerini atar. Sun Tzu’ya göre strateji, temel olarak düşmana göre karşılaştırmalı bir avantajın belirlenmesi ve kendi şartlarına uygun savaşmaktır (Handel, 2005: VI). Sun Tzu’nun stratejisinin merkezinde savaşta en üstün başarının savaşarak zapt etmek değil, düşmanın direncini kırmak olduğu düşüncesi yatmaktadır. Çünkü savaş, devletin ekonomik, sosyal ve politik bekasını riske atar. Bu nedenle savaş, kişinin kendi devletine yönelik riski en aza indirirken, düşman devletine yönelik riski artıracak şekilde yürütülmelidir (O’Dowd & Waldron, 1991: 28). Bunu gerçekleştirmek için de iyi bir stratejiye ihtiyaç vardır.

metin içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu
Sun Tzu MÖ 500 Yıllarında Yaşamış Ünlü Stratejist

M.Ö. 5. yüzyılda yaşamış olan bir diğer isim Antik Yunan tarihçisi Thucydides’tir. Thucydides’in strateji anlayışını Yunan şehir-devletleri olan Atina ile Sparta arasındaki Peleponnez Savaşlarını (M.Ö. 431-404) anlattığı ünlü kitabında bulabiliriz. Thucydides, savaşlara ulusal çıkar ve güç peşinde koşmanın neden olduğunu belirterek, devletler arası ilişkilerde “güçlü olanın yapabileceklerini yapacağını, güçsüz olanların ise bunları kabullenmek zorunda olduklarını” ileri sürmüş ve strateji kavramını büyük ölçüde güç kavramıyla ilişkilendirmiştir. Bir başka deyişle, Thucydides’e göre uluslararası ilişkilerin özünde olduğu gibi, stratejinin özünde de güç politikası ve kuralları yatmaktadır. Fakat bu yine de güçlü olanın herhangi bir stratejiye ihtiyaç duymadan her istediğini yaptığı bir durum olarak anlaşılmamalıdır. Aksine, Thucydides için strateji önemlidir. Thucydides için, devletler esas olarak güç ve çıkarları peşinde koştuklarından savaşlar kaçınılmazdır ama “savaşa doğru giderken yanlış sondan başlamak, yani önce harekete geçmek ve sorunları tartışmak için felaketi beklemek yaygın bir hatadır; bu nedenle strateji muhakkak önceden belirlenmelidir” (Handel, 2005:59).

Thucydides’in kitabının konusu tüm boyutlarıyla savaş kurumudur ve metni artık mızraklarla savaşmıyor olsak da günümüze uyarlanabilir bir bakış açısı sunmaktadır. Bunun en önemli nedeni, Thucydides’in esasında bir genel strateji ortaya koymuş olmasıdır. Peleponez Savaşı’nı anlattığı eserinde askeri, diplomatik, ekonomik, teknolojik, demografik ve psikolojik tüm unsurları bir arada değerlendirrerek, devletleri uzun süreli stratejik rekabette zafere veya yenilgiye götüren faktörleri sıralamaktadır. Deniz gücü veya kara gücü olma, savaşta finansın önemi, dostluk-ittifak ilişkileri inşa etmenin önemi ve zorunluluğundan askeri gereklilik, komuta birliği ve ikinci cephenin önemine, ulusal karakter ve prestijden yanlış algılamaya kadar çok farklı unsurları anlatımına dahil eden Thucydides, bu nedenle günümüzde dahi bir kılavuz olma niteliğini korumaktadır.

Thucydides Peleponez savaşı yazarı

Thucydides, klasik dönemin bir diğer çok önemli ismi Nicolo Machiavelli’ye de ilham kaynağı olmuştur. 1400’lerin sonları ile 1500’lerin başları arasında Floransa Cumhuriyeti’nde yaşamış olan filozof ve diplomat Machiavelli’nin stratejiye dair görüşleri ‘Prens’ ve ‘Savaş Sanatı’ eserlerinde bulunabilir. Özellikle Savaş Sanatı başlıklı çalışmasında Machiavelli, daimi ordunun devlet çıkarları için önemi üzerinde durmakta, kalelerden barutun savaşmanın bir parçası olmasına kadar günün pratik sorunlarıyla ilgili fikirlerini ortaya koymaktadır. Daha çok savaşın siyasetle ilişkisiyle ilgili olan Machiavelli, yetkin ve sadık bir ordunun önemini diplomatik manevra özgürlüğü yaratmak açısından vurgulamaktadır. Zafer için sınırlı bir taahhütte bulunmak yerine tüm güçlerin savaşa sokulması gereği üzerinde durulan eserde, aldatma, hile ve casusluk ile düşmandan daha iyi bilgilendirilmiş olmanın getireceği avantajlara ve mümkünse savaşmadan kazanmanın tercih edilir olduğu dair görüşlere de yer verilmiştir.

Prens başlıklı eserinde, bir yöneticinin en önemli görevinin devletin bekası ve çıkarlarını korumak olduğunu söyleyen Machiavelli, bunun için yöneticinin sıradan bireylerden farklı bir ahlak anlayışına sahip olması gerektiğini ileri sürmüştür. Yönetici gerekirse acımasız olmalıdır, çünkü Machiavelli’ye göre “hem sevilen hem de korkulan prens olmayı başaramıyorsan, korkulan olmak sevilen olmaktan daha iyidir” (Machiavelli, 2009: 93). Devletin gücü ve bekası için gerekirse aldatma ve hileyi de öne çıkaran bu ve benzeri görüşlerinden dolayı Makyevelcilik aldatma ve manipülasyona dayalı stratejilerle eş anlamlı olarak kullanılmaya hbaşlanmışsa da aslında Machiavelli’nin yaklaşımı yaptığı çağrışımdan daha dengelidir. Çünkü, prensin gerekirse kullanmasını önerdiği dolambaçlı yöntemlere başvurması ne kadar fazla olursa başarılı olma ihtimalinin o kadar düşük olacağını da vurgulamıştır.

Machiavelli için önemli olan ulusal çıkarların ve bekanın korunması, bunu gerçekleştirmek için ise güçlü olunmasıdır. Machiavelli’ye göre savaş devletler arası ilişkilerde kaçınılmazdır ve bu nedenle bir yönetici asla savaş düşüncesinden uzaklaşmamalı, hatta özellikle barış zamanında savaş üzerine düşünmeli ve çalışmalıdır (Machiavelli, 2009: 82-83). İttifakların ve paralı askerler yerine daimi ordunun önemi, saldırının ya da zarar verici eylemlerin kısa sürede tamamlanması ve halkın nefretine maruz kalacak şekilde her gün elde bıçak gezilmemesi gibi önerileri de sıralayan Machiavelli, nezaket ve acımasızlık arasındaki uygun dengeyi bulmanın ve gerektiğinde acımasız bir yaklaşım kullanmaya istekli olmanın önemini kitabın hemen her bölümünde öne çıkartmıştır. İyi bir stratejistin bu dengenin farkında olarak hareket edeceğini de belirtmiştir.


Tartışma Soruları

1. Sun Tzu’nun düşüncesine göre stratejiye neden ihtiyaç vardır?

2. Thucydides’in strateji düşüncesinin etrafında şekillendiği temel kavram nedir? Açıklayınız.

3. Machiavelli’nin strateji düşüncesi hangi unsurları içermektedir?

4. Sun Tzu, Thucydides ve Machiavelli’nin strateji düşüncelerinin günümüzde güncelliklerini  korumalarının nedenlerini tartışınız.


Kaynaklar ve Ek Okuma Önerileri

Edward O’Dowd and Arthur Waldron, “Sun Tzu for Strategists”, Comparative Strategy, 10:1, 1991.

Michael Handel, Masters of War: Claasical Strategic Thought. Londra, Frank Cass, 2005.

Machiavelli, Prens (çev. Alev Tolga). İstanbul, Say Yayınları, 2009.

Sun Tzu, Savaş Sanatı (çev. Pulat Otkan ve Giray Fidan). İstanbul, İş Bankası Kültür Yayınları, 2014.

Thukydides, Peloponnessos Savaşları (çev. Furkan Akdemir) İstanbul, Belge Yayınları, 2000.

Boardgame

Peloponnesian War, 2019