<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bölgesel Güvenlik arşivleri - Global Academy</title>
	<atom:link href="https://www.globacademy.org/category/secopedia/bolgesel-guvenlik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.globacademy.org/category/secopedia/bolgesel-guvenlik/</link>
	<description>Global Academy</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Nov 2020 11:36:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Afrika&#8217;da Güvenlik</title>
		<link>https://www.globacademy.org/afrikada-guvenlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Nov 2020 11:36:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölgesel Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[A]]></category>
		<category><![CDATA[Fulya Aksu Ereker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.secopedia.org/?p=2726</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazar: Fulya Aksu Ereker Dünyanın en büyük ikinci kıtası olan ve elli dört devlete ev sahipliği yapan Afrika, birbirinden farklı çok sayıda güvenlik sorununa da sahne olmaktadır. Bir yandan bu ülkeler açısından tek tek güvenlik sorunlardan bahsedilebilirken diğer yandan kıta içindeki alt bölgeleri ve kıtanın tamamını ilgilendiren farklı sorunlar söz konusudur. Bu sorunlar pek çok [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.globacademy.org/afrikada-guvenlik/">Afrika&#8217;da Güvenlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.globacademy.org">Global Academy</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center" style="font-size:16px">Yazar: <a rel="noreferrer noopener" href="http://www.secopedia.org/fulya-aksu-erekeryazar/" data-type="URL" data-id="http://www.secopedia.org/fulya-aksu-erekeryazar/" target="_blank">Fulya Aksu Ereker</a></p>



<p>Dünyanın en büyük ikinci kıtası olan ve elli dört devlete ev sahipliği yapan Afrika, birbirinden farklı çok sayıda güvenlik sorununa da sahne olmaktadır. Bir yandan bu ülkeler açısından tek tek güvenlik sorunlardan bahsedilebilirken diğer yandan kıta içindeki alt bölgeleri ve kıtanın tamamını ilgilendiren farklı sorunlar söz konusudur. Bu sorunlar pek çok örnekte iç içe geçebilmektedir. Uzun yıllar Avrupa devletlerinin sömürgesi altında bulunan, bu süreçte hem doğal kaynakları hem de insanları farklı kıtalara taşınan Afrika’nın karşı karşıya kaldığı sorunların temelinde de bu geçmiş yatmaktadır. Sömürgeci devletlerin kendi aralarındaki rekabetlere ve bu rekabetler doğrultusunda farklı paylaşımlara sahne olan Afrika ülkeleri, bağımsızlıklarını kazandıktan sonra sömürge döneminin etkilerini, ortaya çıkan yeni güvenlik sorunları da eklenince çok ağır bir biçimde hissetmeye başlamışlardır. Üstelik sömürgeciliğin sona ermiş olması, uzun yıllar süren bu dönem boyunca işleyen uygulamaların sona ermesi anlamına gelmemiştir. Çeşitli özel kuruluşlar aracılığıyla bölgedeki etkinliklerini devam ettiren Britanya, Fransa gibi eski sömürgeci devletler, bölgeyi farklı biçimlerde de olsa sömürmeye, yönetmeye ve yönlendirmeye devam etmektedir. Bu nedenle aradan geçen süreye rağmen sömürgeciliğin etkilerinden kurtulmak mümkün olmamış, bu durum mevcut güvenlik tehditlerinin ortadan kalkmasından çok biçim değiştirmesine neden olmuştur.<br></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="http://www.secopedia.org/wp-content/uploads/2020/11/africa-political-map-1.jpg" alt="" class="wp-image-2750"/><figcaption><em>Afrika kıtası siyasi haritası</em><br><em>Kaynak: https://www.mapsofworld.com/africa-political-map.htm</em>l</figcaption></figure>



<p>Soğuk Savaş’ın sona ermesinden itibaren değişen yeni uluslararası düzende klasik devlet merkezli güvenlik anlayışından daha kapsamlı ve çeşitli bir bakış açısı gerekli hale gelmiş, bu kapsamda artık yalnızca askeri güvenlik değil, hepsi de Afrika için geçerli olan siyasi, ekonomik, toplumsal, çevresel güvenlik gibi ihtiyaçları ve hakları ekseninde insan güvenliğini merkeze alan bir güvenlik anlayışı öne çıkmıştır. Söz konusu dönüşümle birlikte daha da karmaşıklaşan Afrika’nın güvenlik gündemi, kıtayla sınırlı da değildir, uluslararası barış ve güvenliği de yakından etkilemektedir. Özellikle Avrupa ülkeleri geçmişteki sömürge ilişkileri, coğrafi yakınlık ve devam eden mevcut bağlantıları nedeniyle Afrika’daki gelişmelerle hem yakından ilgilenmekte hem de bu gelişmelerin etkisini yakından hissetmektedir.<br></p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="http://www.secopedia.org/wp-content/uploads/2020/11/15965343_303-1.jpg" alt="" class="wp-image-2760" width="801" height="451"/><figcaption><em>2011’de Somali’de yaşanan büyük kıtlık</em><br><em>Kaynak: https://www.dw.com/en/2011-somali-famine-worse-than-1992s/a-16784908</em></figcaption></figure>



<p>Afrika’daki güvenlik problemlerinin başında kıtanın sahip olduğu geniş topraklar ve zengin doğal kaynaklara rağmen içinde bulunduğu kronik yoksulluk gelmektedir. Yüzyıllar süren sömürge yönetimleri sırasında kaynakların acımasızca ve özensizce sömürülmesi, zaman içinde kaynakların azalmasına ve neredeyse kullanılmaz hale gelmesine neden olmuştur. Bu ise bölge halkının su ve yiyecek gibi temel maddelere bile ulaşımında önemli engeller yaratarak kıtada gıda güvenliğini tehdit etmektedir. Buna kıtanın iklim değişikliğinden olumsuz bir biçimde etkilenmesi ve seller, kuraklık gibi doğal felaketler de eklendiğinde, tehdidin boyutu büyümekte, çevresel güvenlik sorunları da resme eklenmektedir. Yetersiz beslenme ve temiz su kaynaklarından yoksunluk, alınan bütün önlemlere rağmen hala önemli bir sorundur. Üstelik kıtada nüfus artışının da yüksek olması başta su ve gıda olmak üzere kaynak sorununu daha da derinleştirmektedir.<br>Afrika’daki güvenlik sorununun boyutlarını daha da genişleten bir diğer unsur ise bu kaynakların dağılımındaki adaletsizliktir. Kıtada ekonomik büyüme normal düzeylerde gerçekleşse de halkın büyük çoğunluğunun bu büyümeden aldığı pay oldukça düşüktür. Bu adaletsiz yapı kıtadaki çatışmaların sayısını ve yoğunluğunu da etkileyerek Afrika halklarını tehdit eden bir diğer önemli güvenlik sorununu ortaya çıkarmaktadır. Bölge ülkeleri arasındaki askeri çatışmaların sayısı özellikle Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte ciddi ölçüde azalmış ve bölgedeki güvenlik sorunları arasında yerini korumakla birlikte öncelik sıralamasında üst sıralardaki yerini kaybetmiştir. Buna karşılık iç savaşlar, ayaklanmalar ve terörist faaliyetler Afrika’da güvenliksizliğin (<em>insecurity</em>) sık rastlanan önemli unsurları haline gelmiştir. Özellikle yoksulluk ve ekonomik adaletsizliğin neden olduğu tepkiler genç nüfus başta olmak üzere bölge halklarını iç savaş, ayaklanma, terör gibi eylemlere katılmaya itmektedir. Başta terörist örgütler olmak üzere çeşitli suç örgütleri de kendi amaçları doğrultusunda kullanabilecekleri önemli bir insan kaynağını bölgede hazır bulmaktadır. Çocuk askerler bu anlamda bölgenin en önemli insani sorunlarından biri haline gelmiştir. Söz konusu örgütlerin temel faaliyetlerini uyuşturucu, insan ve elmas kaçakçılığı gibi hem insan güvenliğini tehdit eden hem de bölgenin zenginliklerinin dışarıya akmasına neden olan faaliyetler oluşturmaktadır. Bölgenin bir diğer sorunu olan yönetim açığı ise, bu örgütlerin faaliyetlerini neredeyse hiçbir engelle karşılaşmadan sürdürmelerine olanak tanımaktadır.<br>Diğer yandan bu ölçüde güvenlik sorunlarının üstesinden gelinmesi güçlü demokratik yapılara sahip devletleri gerekli kılarken, Afrika’da bu tip devletlerin yokluğu sorunları daha da derinleştiren bir dinamik haline gelmektedir. Bölgede bağımsız devlet geleneğinin bulunmaması ve bu devletlerin sömürge yönetimi sonrası kazandıkları siyasi bağımsızlıklarını destekleyecek ekonomik bağımsızlık gibi kaynaklardan yoksun olmaları devlet kurumlarının ve demokrasinin gelişmesinin önündeki en büyük engellerdir. Pek çok Afrika devleti bu anlamda ‘başarısız devlet’ kategorisinde ele alınacak kadar olumsuz koşullara sahiptir. Afrika hükümetlerinin mevcut güvenlik sorunlarının üstesinden gelmelerini sağlayacak gelişme ve kalkınma adımlarını atmaları, zayıf yönetimleri ve yozlaşma da eklenince olanaksızlaşmaktadır. Demokrasinin gelişmesine engel olan bu yapı, temsil adaletsizliğinin de etkisiyle, zaten yönetimlere karşı öfke dolu olan kesimleri marjinalleştirmektedir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="http://www.secopedia.org/wp-content/uploads/2020/11/Resim1-1.jpg" alt="" class="wp-image-2770"/><figcaption><em>Batı Afrika’da faaliyet gösteren Boko Haram terör örgütü</em><br><em>Kaynak:</em><a href="https://edition.cnn.com/2014/06/09/world/boko-haram-fast-facts/index.html">https://edition.cnn.com/2014/06/09/world/boko-haram-fast-facts/index.html</a></figcaption></figure>



<p>Kıtada barışla beraber güvenliğin de ortadan kalkması yalnızca insanların hayatlarını kaybetmelerine değil, ayrıca yaşadıkları yerleri de terk etmelerine ya da terk etmeye zorlanmalarına yol açmaktadır. Bu durum gittikçe büyüyen bir zorla yerinden edilme ve mülteci krizini beraberinde getirmektedir. Bu kriz sadece Afrika’da değil, kendilerine yaşamlarını sürdürebilecekleri güvenli bir yer arayan Afrika halklarının, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere gittikleri diğer ülkelerde de kendisini hissettirmektedir. Başlı başına yolculuk bile pek çok insanın hayatlarını kaybetmelerine neden olan tehlikelerle doludur. Afrika’da insan hayatını tehdit eden bir diğer önemli sorun ise yeterli sağlık hizmetinin sağlanamaması, insanların bu konuda bir güvenceye sahip olmamasıdır. Bebek ölümleri başta olmak üzere insanlar önlenebilir ve tedavi edilebilir hastalıklar yüzünden hayatını kaybetmektedir. Salgın hastalıklar bölgenin en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir. Yeterli kaynak ve kurumların yokluğu sağlık sorunlarının bir kriz halini almasına neden olmuştur. Bu krizin hafifletilmesi ancak dış yardımlar sayesinde mümkün olmaktadır. Yine de bölgedeki diğer güvenlik sorunlarında olduğu gibi sağlık güvenliği sorunlarının da yalnızca dış yardımla ortadan kaldırılması mümkün görünmemektedir.</p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>Okuma Önerileri</strong> </li><li>Kitap: James J. Hent,&nbsp;<em>Routledge Handbook of African Security</em>, Londra-New York, Routledge, 2014.</li><li>Roman: Goretti, Kyomuhendo,&nbsp;<em>Waiting</em>:&nbsp;<em>A Novel of Uganda’s Hidden War,&nbsp;</em>New York, Feminist Press, 2007.</li><li>Roman: Nkosinathi, Sithole,&nbsp;<em>Hunger Eats a Man</em>, South Africa, Penguin Random House South Africa, 2016.&nbsp;</li><li>Roman: J.M. Coetzee,&nbsp;<em>Life and Times of Michael K,&nbsp;</em>Johannesburg, Ravan Press, 1983.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>İzleme Önerileri</strong></li><li>Belgesel: Stealing Africa,2012.</li><li>Film: Blood Diamond (Kanlı Elmas), 2006.</li><li>Film: Beasts of No Nation, 2015.</li><li>Film: Tsotsi, 2005.</li><li>Film: Hotel Rwanda (Rwanda Hoteli), 2004.</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>Dinleme Önerileri:</strong></li><li>Podcast: “Episode 2: The Effects of Covid-19 on African Security”, <em>Adversity Quotient, </em><a href="https://open.spotify.com/episode/4YwMbM878Auemqga5zb6Rg?si=_nUiSzmkTwe8W629t6rxrQ">https://open.spotify.com/episode/4YwMbM878Auemqga5zb6Rg?si=_nUiSzmkTwe8W629t6rxrQ</a><em> </em>(Erişim Tarihi: 22 Kasım 2020).</li><li>Podcast:<strong> </strong>“S2 Episode 4: Strengthening Africa’s Hand in Peace and Security”, <em>The Horn</em>,&nbsp; <a href="https://open.spotify.com/episode/6nmZ5xTaHLHXaLpPB99gPu?si=--uIhpDiQe2Cwv5qlUt0fg">https://open.spotify.com/episode/6nmZ5xTaHLHXaLpPB99gPu?si=&#8211;uIhpDiQe2Cwv5qlUt0fg</a> (Erişim Tarihi: 22 Kasım 2020).</li><li>Şarkı: Toto, <em>Africa, </em><a href="https://www.youtube.com/watch?v=FTQbiNvZqaY">https://www.youtube.com/watch?v=FTQbiNvZqaY</a> (Erişim Tarihi: 22 Kasım 2020).</li><li>Şarkı:<strong> </strong>Bob Marley and The Wailers, <em>Africa Unite, </em><a href="https://www.youtube.com/watch?v=oOhGS9BrY5k">https://www.youtube.com/watch?v=oOhGS9BrY5k</a>, (Erişim Tarihi: 22 Kasım 2020).</li></ul>
<p><a href="https://www.globacademy.org/afrikada-guvenlik/">Afrika&#8217;da Güvenlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.globacademy.org">Global Academy</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Balkanlarda Güvenlik</title>
		<link>https://www.globacademy.org/balkanlarda-guvenlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Nov 2020 14:31:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölgesel Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[B]]></category>
		<category><![CDATA[İnan Rüma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.secopedia.org/?p=206</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazar: İnan Rüma Balkanlar’da bal da akar kan da, tipik deyişi bir Amerikan filminin adına bile ilham kaynağı olacak kadar yaygınlaştı 1990’larda, çünkü Avrupa kıtasında İkinci Dünya Savaşı’ndan beri yaşanmamış bir kan banyosuna maruz kaldı eski Yugoslavya’nın yurttaşları. 1991’de Hırvatistan’da başlayan savaş 1999’da NATO’nun Kosova bombardımanı ile sona erdi, ama Balkanlar’da yaşayan insanların hayatını sürdürmesini [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.globacademy.org/balkanlarda-guvenlik/">Balkanlarda Güvenlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.globacademy.org">Global Academy</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yazar: <a href="http://www.secopedia.org/inan-ruma-yazar/" data-type="post" data-id="122">İnan Rüma</a></p>



<p>Balkanlar’da bal da akar kan da, tipik deyişi bir Amerikan filminin adına bile ilham kaynağı olacak kadar yaygınlaştı 1990’larda, çünkü Avrupa kıtasında İkinci Dünya Savaşı’ndan beri yaşanmamış bir kan banyosuna maruz kaldı eski Yugoslavya’nın yurttaşları. 1991’de Hırvatistan’da başlayan savaş 1999’da NATO’nun Kosova bombardımanı ile sona erdi, ama Balkanlar’da yaşayan insanların hayatını sürdürmesini zorlaştıran çok yönlü güvenlik tehditleri devam etti. Bu ansiklopedide bahsedilen hibrit savaştan gıda güvenliğine, organize suçlardan ekonomik güvenliğe her türlü güvenlik tehdidi Balkanlar’da hâlâ yıkıcı sorunlar olarak varlığını sürdürmektedir.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img decoding="async" src="http://www.secopedia.org/wp-content/uploads/2020/11/image-1.png" alt="" class="wp-image-3472" width="466" height="551"/><figcaption>Balkanların Haritası<br>Kaynak: <a href="https://www.britannica.com/place/Balkans">https://www.britannica.com/place/Balkans</a></figcaption></figure></div>



<p>Balkanlar’da son otuz yıl hazin bir yıkımın öyküsüdür. Komünist parti yönetimleri sonrası çok partili demokrasiye ve serbest piyasa ekonomisine geçiş oldukça sorunlu geçti. Yugoslavya’nın insan havsalasını zorlayan ölçülerde kanlı dağılması ile bölge 1990’larda etnik temizlik denen kitlesel katliamlar, can havlinde mülteciler ve yanan köyler hatta şehirlerle hafızalara kazındı. 2001’de Makedonya’da çatışmaların çıkar çıkmaz sonlandırılmasının ardından 21.Yüzyıl’da geçen 20 senede silahlı çatışma olmadı. Bölge barış ve refah anlamına gelen Avrupa Birliği ve NATO üyeliği yoluna girmişti. 2000’lerde kısa süren bu umut da 2008 sonrasındaki küresel kriz ortamında zayıfladı.&nbsp; İnsanların yaşam mücadelesinde ekonomik, ekolojik ve insani güvenlik tehditleri artarak devam etti.</p>



<p>1912-13 Balkan Savaşları’ndan beri tipik güvenlik ikilemi örneklerinden biri olarak gösterilen Balkanlar üzerine değişen güç dengeleri ve sonuçları düzenli olarak çalışılmıştır. Balkan devletleri küçük, birçok yer gibi geç sanayileşmiş ve eğitimsiz kırsal nüfus ağırlıklı, büyük güçlere coğrafi olarak yakın dolayısıyla onların toprak rekabeti ve güç mücadelelerine maruz, ulusal birliği zayıf ülkeler olarak dünyaya geldiler. Bu halleriyle de kendilerini hep güvensiz hissettiler ve güvenlik ihtiyaçları için genelde dış destek arayışında oldular. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları ile Soğuk Savaş’ın etkilerini hep yakıcı şekilde hissettiler. Soğuk Savaş’ın bitişiyle 1990’lara gelindiğinde ise, sıra dünya düzeninin değişimindeki geçiş sürecinin sıkıntılarına gelmiş oldu.</p>



<p>Sosyalist Federal Yugoslavya Cumhuriyeti’nin yaklaşık on yılda bir yapılan (1963, 1974) düzenli anayasa reformlarının sonuncusu çok partili demokrasi ve serbest piyasa ekonomisine geçiş dönemine denk geldi ve tamamlanamadı. Tek parti yönetiminin organlarına cumhuriyetler ve özerk bölgeler düzeyinde hakim olan milliyetçilerin uzlaşmazlığı ve çatışması ülkenin dağılmasına yol açtı. Bu kanlı dağılmanın en çetrefil, kanlı ve kahredici safhası ise en büyük nüfus Müslüman Boşnaklar olmasına rağmen hiçbir etnik grubun çoğunluk olmadığı kadar çok kültürlü Bosna-Hersek’te meydana geldi.</p>



<p>1992’de Bosna-Hersek bağımsız bir devlet olarak tanınmasının hemen ardından Sırp ve Hırvat milliyetçileri tarafından saldırıya uğramış ve askeri gücü zayıf olan Bosna-Hersek devleti bu saldırıya mukabele etmekte yetersiz kalmıştı. Sivillere saldırının delirtici bir rutin hale gelmesi büyük bir uluslararası tepki yaratmıştı. 1984 yılında Kış Olimpiyatları’nın düzenlendiği yani olimpik kent olan Saraybosna, 5 Nisan 1992-29 Şubat 1996 arasında bin günden fazla kuşatma altında kaldı.&nbsp; Bu kuşatma altında hayatı sanat ve spor dahil her yönüyle sürdürmeye çalışan Saraybosnalılar kritik altyapı güvenliği konusunda hayranlık uyandırıcı bir direniş sürdürdüler.</p>



<p>Savaştan önce nüfusu kabaca 4,5 milyon olan ülkede yüz binden fazla insan hayatını kaybetti, sadece Saraybosna’da on binden fazla. Katliamların sonucu toplu mezarların açılması ve cenazelerin tanımlanması süreci hâlâ devam etmektedir. 11-12 Temmuz 1995’te Srebrenica’da yedi binden fazla erkek ve erkek çocuğun Sırp milliyetçi güçlerce bir seferde katledilmesi uluslararası savaş suçları mahkemesi tarafından soykırım olarak tanımlandı ve soykırımın bireysel suç olarak görüldüğü davaların sonucunda fâillerin bir kısmı hüküm giydiler. Srebrenica soykırımının doğurduğu dev uluslararası tepki sonucunda savaşın sonunu NATO önderliğindeki bir uluslararası müdahale getirmişti ve ülkede bir uluslararası yönetim kurulmuştu. Sonuçta, hem devletler arası, hem devlet içi çatışmanın hem de uluslararası askeri müdahale örneği oldu o küçük ve güzel Bosna-Hersek. Uluslararası müdahale ve yönetim ülkenin toprak bütünlüğünü korudu ama egemenliğini zedeledi ve en nihayet toplumsal birlik savaşın bitişinden 25 sen sonra bile hâlâ sağlanamadı. Genelde eş anlamlıymış gibi kullanılan toprak bütünlüğü, egemenlik ve birlik kavramlarının aynı olmadığı ve birbirlerine zarar verebildiğinin örneği oldu tüm acılarıyla Bosna-Hersek.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img decoding="async" src="http://www.secopedia.org/wp-content/uploads/2020/11/image-3.png" alt="" class="wp-image-3474"/><figcaption><em>6 Nisan 1992’de barış yürüyüşü yapan silahsız sivillere Sırp milliyetçilerinin ilan ettiği Bosna Sırp Ordusu keskin nişancıları tarafından açılan ateş ve mukabele etmeye çalışan Bosna-Hersek resmi ordusu askeri</em> , Kaynak: <a href="https://www.theguardian.com/world/from-the-archive-blog/2018/jul/13/siege-of-sarajevo-ian-traynor-maggie-okane-1993">https://www.theguardian.com/world/from-the-archive-blog/2018/jul/13/siege-of-sarajevo-ian-traynor-maggie-okane-1993</a></figcaption></figure></div>



<p>Kosova da tipik bir kendi kaderini tayin hakkı veya ayrılıkçılık tartışmaları örneği olageldi. Balkan Savaşları sonrasında Sırbistan’da kalmış, Sosyalist Federal Yugoslavya Cumhuriyeti içinde giderek gelişen bir özerklik sahibi olmuş (özellikle 1974  Anayasası ile) bu bölge 1989’da Sırp milliyetçilerinin ele geçirdiği (Yugoslavya içinde) Sırbistan devlet aygıtının özerkliğini kaldırması sonucunda bir çatışma alanı olmuştur. Yugoslavya dağılırken bağımsızlık ilan etmiş, cumhuriyet statüsünde olmadığı için tanınmamış, çatışmaların artması üzerine 1999’da NATO müdahalesi ile Sırbistan çekilmek zorunda kalmıştır.  2008’de yeniden bağımsızlık ilan etmiştir ve hâlihazırda 114 ülke tarafından tanınmaktadır. Sırbistan’dan bağımsızlık sağlanmış, ama egemenlik sağlanamamıştır. Tanınma sorunun da etkisiyle, devlet kapasitesi ve kamu düzeni ciddi bir zaaf gösterdiği iletilmektedir. Kosova’nın bağımsızlığının tanınması ve etkin bir devlet kapasitesi kurulması sorunsalı birçok açıdan bir güvenlik tehdidi olmaya devam etmektedir.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img decoding="async" src="http://www.secopedia.org/wp-content/uploads/2020/11/image-4.png" alt="" class="wp-image-3475"/><figcaption><em>Sislej Xhafa, Coffin with loto</em></figcaption></figure></div>



<p>Özellikle Bosna-Hersek ve Kosova’daki çatışmalar Soğuk Savaş sonrası dönemde Avrupa güvenliğine oluşturduğu tehdit nedeniyle dünya düzenini zorlayan vakalar olarak tarihe geçti. Bu da uluslararası müdahaleyi davet etti. Sonucunda, bireylerin ve grupların köy veya kentte yaşadıkları hayati tehlikelerin ele alınması uluslararası-kıta-bölge-grup-birey hiyerarşisinde tezahür etti. Zaten insani müdahale başlığı ve dolayısıyla tartışmaları ile yapılan bu uluslararası müdahaleler insani güvenlik tartışmalarını besledi. Hatta günümüzde muhafazakâr iktidar ve malum eseri Brexit ile bilinen Britanya’da İşçi Partisi umut veren yeni sol adı altında ve vaatkâr Tony Blair liderliğinde iktidardayken bu sorunlara atıfla da etik dış politika söylemini kullanmıştı.</p>



<p>Uluslararası işbölümünün sonucu olarak Balkanlar Avrupa Birliği’nin en büyük dış etkinliği oldu. Avrupa Birliği’nin genişleme sürecinin barış ve demokrasi yönünde dönüştürücü etkisi sıklıkla zikredildi. Küresel krizin Avrupa’daki yansımalarının da etkisiyle geciktikçe etkisi azımsanan Avrupa genişlemesi hâlâ en önemli güvenlik sağlayıcı uluslararası süreç olarak görülmektedir. AB’nin özellikle önemsediği konular da savaşların sona ermesinden sonra önem kazanan organize suçlar ve daha sonra da terörizm olageldi. Terörizm kavramı Balkan devletlerinin Avusturya-Macaristan ve Osmanlı gibi çokuluslu imparatorluklardan bağımsızlık mücadelesinde uygulanan çete savaşlarına kadar götürülmektedir. Bu bağımsızlıklar sonrasında da örneğin Yugoslavya kurulduğunda, 1934’te kral Alexander Fransa ziyaretindeyken milliyetçiler tarafından suikasta uğramış ve o esnada yanında bulunmakta olan Fransız dışişleri bakanı Louis Barthou ile beraber öldürülmüştür. İmparatorlukların sona ermesi Balkanlar’da devletler arasında veya içinde şiddeti sona erdirmemişti nitekim. Avrupa’da güncel terörizm tartışmaları daha ziyade köktendinci şiddet özellikle de “Cihadist” denilen gruplar üzerine olduğundan, bu grupların Balkanlar’daki Müslümanlar özelinde örgütlenmeleri ve eylemleri araştırma ve tartışma konusu olmuştur. Ciddi bir oranda olduklarına dair bir bulgu kaydedilmedi.&nbsp;</p>



<p>NATO genişlemesi de Balkanlar’da durakladı. Sovyetler Birliği’nin ardılı Rusya Federasyonu üzerine odaklanmak Doğu Avrupa’ya hızlı bir genişleme yarattı ve Balkanlar çatışmaya rağmen geri planda kaldı. NATO için yeni güvenlik tehditlerinin devlet düzeyinde ve konvansiyonel savaş olmadığı söylense de, bu yeni tehditlerin cirit attığı Balkanlar ilgi çekemedi. Kadim üyeler Türkiye ve Yunanistan’a ek olarak Arnavutluk, Bulgaristan, Hırvatistan, (Kuzey) Makedonya üyedir.</p>



<p>Balkanlar her zaman Avrupa güvenliği için asal olmuştur. Temel (dar bakışlı) jeopolitik açısından da bakılsa, daha geniş çaplı insani güvenlik açısından da bakılsa, durum bu olagelmiştir. Güvenlik risk ve tehditleri hâlâ sürmekte olan etnik sorunlar, yakın geçmişte yaşanan şiddetin bir türlü giderilemeyen izleri, kamu düzeninin zayıflığı yani devlet kapasitesi sorunu, organize suçlar, terörizm, göç, yoksulluk ve hava kirliliği olarak söylenebilir. Priştine, Zagreb, Saraybosna, Sofya ve Belgrad dünyanın havası en kirli 15 kenti arasındadır. Yani olanca yeşilliğine rağmen dünyanın havası en kirli 15 kentinin içte biri Balkanlar’daki beş başkenttir.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img decoding="async" src="http://www.secopedia.org/wp-content/uploads/2020/11/image-5.png" alt="" class="wp-image-3476" width="318" height="544"/><figcaption>Havası En Kirli Şehirler<br> Kaynak: IQAir AirVisual</figcaption></figure></div>



<p>Bu ansiklopedide bahsedilen her türlü güvenlik tehdidi Balkanlar’da hâlâ yıkıcı sorunlar olarak varlığını sürdürmektedir. Ekonomik güvenlik sorunları yoksulluk yaratmakta; yoksulluk toplumsal gerilimlerin, organize suçun, terörizmin ve göçün kaynağı olmakta; Ekolojik güvenlik sorunları Sağlık güvenliği risklerini tetikleyerek halk sağlığını tehdit ediyor.  Sonucunda başarabilen herkes memleketini terk ediyor. Göç yoluyla gençliğini yani geleceğini kaybetmek Balkanlar’da en önemli tehdit olarak görünmektedir. </p>



<p><strong>Okuma Önerileri:</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>Kitap: Tanıl Bora, <em>Milliyetçiliğin Provokasyonu</em>, İstanbul, İletişim Yayınları, 2020, 3. Baskı.  </li><li>Kitap: Tanıl Bora, <em>Bosna Hersek Yeni Dünya Düzeninin Av Sahası, </em>İstanbul, İletişim Yayınları, 2018, 2. Baskı.  </li><li>Roman: Necati Cumalı, <em>Viran Dağlar</em>, İstanbul, Cumhuriyet Kitapları, 2011, 16. Baskı.</li></ul>



<p><strong>İzleme Önerileri:</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>Belgesel: Bosnia and Herzegovina: an ethnically divided country, <em>DW Documentary</em> <a href="https://www.youtube.com/watch?v=lHSO0RQFRe8">https://www.youtube.com/watch?v=lHSO0RQFRe8</a> (Erişim Tarihi: 26 Kasım 2020).</li><li>Belgesel: Death of Yugoslavia, <em>BBC, </em>https://www.youtube.com/watch?v=vDADy9b2IBM (Erişim Tarihi: 26 Kasım 2020).</li><li>Belgesel: Rumeliye Elveda -2- BELGESEL 100. Yılında Balkan Bozgunu, <em>Taha Akyol </em><a href="https://www.youtube.com/watch?v=k-yeDM5f2gk">https://www.youtube.com/watch?v=k-yeDM5f2gk</a> (Erişim Tarihi: 26 Kasım 2020).</li><li>Film: <em>The Perfect Circle</em> (Kusursuz Çember), 1997.</li><li>Film: <em>Ulysses&#8217; Gaze </em>(Ulysses’in Bakışı), 1995.</li><li>Film: <em>No Man&#8217;s Land </em>(Tarafsız Bölge), 2001.</li><li>Film: <em>Before the Rain </em>(Yağmurdan Önce), 1994. &nbsp;</li><li>Film: <em>Twice Born </em>(Sen Dünyaya Gelmeden), 2012.</li><li>Film: Göç Yolu (Elveda Balkanlar), 2018.</li></ul>



<p><strong>Dinleme Önerileri:</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>Şarkı: Bijelo Dugme, <em>Jugoslavijo, </em><a href="https://www.youtube.com/watch?v=CQ45TzmVxak">https://www.youtube.com/watch?v=CQ45TzmVxak</a> (Erişim Tarihi: 26 Kasım 2020).</li><li>Şarkı: <em>Drama Köprüsü</em> <em>Bre Hasan, </em><a href="https://www.youtube.com/watch?v=4QzxrGu0BS8">https://www.youtube.com/watch?v=4QzxrGu0BS8</a> (Erişim Tarihi: 25 Kasım 2020).</li><li>Şarkı: Nazlı Öksüz, <em>Yeni Cami Avlusunda, </em><a href="https://www.youtube.com/watch?v=yQZo_86cLFs">https://www.youtube.com/watch?v=yQZo_86cLFs</a> (Erişim Tarihi: 25 Kasım 2020).</li><li>Şarkı: Passengers,<em>Miss Sarajevo,</em><a href="https://www.youtube.com/watch?v=51DMGjup6h4">https://www.youtube.com/watch?v=51DMGjup6h4</a> (Erişim Tarihi: 26 Kasım 2020).</li></ul>
<p><a href="https://www.globacademy.org/balkanlarda-guvenlik/">Balkanlarda Güvenlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.globacademy.org">Global Academy</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa Güvenliği</title>
		<link>https://www.globacademy.org/avrupa-guvenligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Nov 2020 14:30:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölgesel Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[A]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ali Tuğtan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.secopedia.org/?p=204</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazar: MEHMET ALİ TUĞTAN&#60;br>&#60;small>Yazar&#60;/small></p>
<p><a href="https://www.globacademy.org/avrupa-guvenligi/">Avrupa Güvenliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.globacademy.org">Global Academy</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yazar: <a href="http://www.secopedia.org/mehmet-ali-tugtanyazar/" data-type="URL" data-id="http://www.secopedia.org/mehmet-ali-tugtanyazar/">MEHMET ALİ TUĞTAN&lt;br>&lt;small>Yazar&lt;/small></a></p>
<p><a href="https://www.globacademy.org/avrupa-guvenligi/">Avrupa Güvenliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.globacademy.org">Global Academy</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Transatlantik Güvenlik</title>
		<link>https://www.globacademy.org/transatlantik-guvenlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Nov 2020 14:20:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölgesel Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Şevket Ovalı]]></category>
		<category><![CDATA[T]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.secopedia.org/?p=186</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazar: Şevket Ovalı Transatlantik (Atlantik-ötesi) kavramı, coğrafi bir bölgeyi adlandırmak için tarihte ilk kez 1781 yılında Charles Henry Arnold tarafından kullanılmıştır. Arnold, Atlantik okyanusunun öte yakasındaki kolonilerin coğrafi konumlarını İngiltere’yi merkez alarak tanımlamış ve bu bölgeyi Transatlantik olarak tanımlamıştır. Fakat, kavramın uzunca bir süre coğrafi bir bölgeyi değil, Kuzey Atlantik’in iki yakasındaki ana aktörler olan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.globacademy.org/transatlantik-guvenlik/">Transatlantik Güvenlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.globacademy.org">Global Academy</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yazar: <a rel="noreferrer noopener" href="http://www.secopedia.org/?p=111" data-type="URL" data-id="http://www.secopedia.org/?p=111" target="_blank">Şevket Ovalı</a></p>



<p>Transatlantik (Atlantik-ötesi) kavramı, coğrafi bir bölgeyi adlandırmak için tarihte ilk kez 1781 yılında Charles Henry Arnold tarafından kullanılmıştır. Arnold, Atlantik okyanusunun öte yakasındaki kolonilerin coğrafi konumlarını İngiltere’yi merkez alarak tanımlamış ve bu bölgeyi Transatlantik olarak tanımlamıştır. Fakat, kavramın uzunca bir süre coğrafi bir bölgeyi değil, Kuzey Atlantik’in iki yakasındaki ana aktörler olan ABD ile Britanya arasındaki bir dizi kültürel, ekonomik, siyasi ve kültürel temasları tanımladığını belirtmek yanlış olmayacaktır. Transatlantik kavramı, ABD’nin Avrupa savaşlarından uzak durma politikası neticesinde 1917’e kadar askeri bir boyut kazanmamış ve ABD’nin <strong>Birinci Dünya Savaşı</strong>’na girme kararı bile Transatlantik kavramına Uluslararası İlişkiler veya güvenlik alanında bir anlam kazandırmamıştır.</p>



<p>İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle birlikte, Transatlantik hem coğrafi hem de siyasi anlamda Uluslararası İlişkiler literatürüne girmiştir. Bölge coğrafi alan olarak ABD ve Kanada’dan başlayıp Orta Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir Atlantik bölgesini ifade ederken, siyasi anlamda da demokrasiyi benimsemiş bir milletler topluluğunu tanımlamaktaydı.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img decoding="async" src="http://www.secopedia.org/wp-content/uploads/2020/11/Resim2ewrdwr.jpg" alt="" class="wp-image-952" width="788" height="379"/><figcaption><em>Coğrafi anlamıyla Transatlantik Bölgesi</em><br><em>Kaynak: wikicommons</em></figcaption></figure></div>



<p>Siyaseten böyle bir sınır çizilmesinin sebebi ise savaş sonrası ortaya çıkan iki kutuplu düzendir. İki kutuplu bir dünya düzeninde Transatlantik bölgesinin güvenliğini sağlamak bölgedeki ülkeler için hayati bir öneme sahipti. Düşman sadece Avrupa’nın içlerine kadar ilerlemiş olan Kızıl Ordu değil aynı zamanda Kızıl Ordu’nun temsil ettiği ideolojiydi ve böylesi bir tehditle mücadele savaştan zaten yıpranmış olarak çıkmış Avrupa devletlerinin kapasitelerinin çok daha üzerinde donanım ve kabiliyet gerektirmeydi. Bir başka deyişle, Transatlantik güvenliği sağlamak tek tek devletlerin göstereceği çabalarla değil ancak kolektif bir girişimle mümkün olabilirdi.</p>



<p>Bu doğrultuda Avrupa kıtasında ilk adım 1948 yılında atılmış, Brüksel’de Fransa, Britanya, Belçika, Hollanda, ve Lüksemburg’un katılımıyla bir askeri, ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel işbirliği anlaşması imzalanmıştır. Bu teşebbüsün özellikle ABD’nin Avrupa kıtasının güvenliği için beklediği caydırıcı etkiyi yaratması imkansızdır. 4 Nisan 1949’da Brüksel Antlaşması ülkelerine ABD, Kanada, Portekiz ve İtalya’nın da eklenmesiyle Kuzey Atlantik veya Washington Antlaşması olarak bilinen anlaşma imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Transatlantik bölgesinin güvenliğinden sorumlu olacak Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (<strong>NATO</strong>) kurulmuştur. 1945’ten bu yana Transatlantik bölgesinin güvenlik sorunlarını ve bu sorunlarla başa çıkma yöntemlerini anlamak için NATO’nun yıllar içerisinde gelişen ve değişen koşullara uyarlanan stratejik konseptlerine bakmak gerekmektedir.</p>



<p>1950 yılında kabul edilen ilk stratejik konsept, NATO’nun Transatlantik bölgesinde caydırıcı bir unsur olarak var olacağını ve caydırıcılığın işlemediği veya saldırıya uğrandığı takdirde güce başvurulacağını vurgulamaktaydı. Ayrıca İttifakın gerektiği zaman tüm vasıtalar ve silahlarla stratejik bombardıman yürütebilecek kabiliyetlere kavuşturulmasının ve ABD’nin nükleer gücünden faydalanmasının da gerekliliği vurgulanmaktaydı. Kore Savaşı’nın patlak vermesinin hemen arkasından 1952’de kabul edilen stratejik konsept de benzer hususların altını çiziyor SSCB ve müttefiklerinin savaş açma istek ve iradesini ortadan kaldıracak ölçüde güçlenmenin gereği vurgulanıyordu. Buna ilerleyen dönemde savunma hattını mümkün olduğunca SSCB ve uydu devletlerine yakın kurma düşüncesi eklenecekti. 1957’de kabul edilen üçüncü konsept ise, ilk kez nükleer silahların kullanımından bahsediyordu. Belgeye göre, SSCB ile savaş sınırlı bir <strong>savaş</strong> olmayacak ve NATO bünyesindeki nükleer silahların da kullanılacağı <strong>kitlesel karşılık </strong>gerektirecekti.</p>



<p>SSCB’nin nükleer silah kapasitesini arttırması ve teknolojisini de geliştirmesi, kitlesel karşılık doktrininin Transatlantik bölgesinin Avrupalı ortakları tarafından eleştirilmesine yol açmıştı. Olası bir nükleer savaşta iki tarafın da karşılıklı olarak yok olacağı bir savaş ihtimali yeni bir stratejik konsept geliştirilmesinin önünü açmıştır. 1968’de kabul edilen konseptte yer alan ve <strong>esnek karşılık</strong> adı verilen bu doktrin olası bir saldırı durumunda üç aşamalı bir karşılık verilmesini ve nükleer silahlara başvurmanın son çare olarak görülmesini öngörmekteydi.</p>



<p>Soğuk Savaş boyunca Transatlantik güvenliğin en önemli gündem maddesi, SSCB ve uydularının nükleer ve konvansiyonel silah kapasitelerini geliştirmeleri ile NATO bünyesinde bu gelişime verilecek karşılıkların planlanması olmuştur. SSCB’nin dağılmasının ardından Transatlantik güvenliği yeni ve İttifakın hiç de alışık olmadığı tehditlerle başa çıkmak zorunda kalmıştır. Bu yüzden 1991 ve 1999 stratejik konseptleri değişen Transatlantik gündeminin de ipuçlarını barındırmaktadır. Örneğin 1991 konsepti, dönemin belirsizliğini yansıtır mahiyette olup, üyelerin tehditlere karşı kolektif savunmadan mahrum kalmayacakları vurgulanırken, üyeler dışında Avrupa’nın geri kalanıyla da işbirliği ve diyaloga dayalı ilişkiler geliştirme arzusunun altı çizilmektedir. 1999 stratejik konsepti ile Transatlantik bölgesi güvenlik gündeminin maddeleri arasına terörizm, etnik çatışmalar, insan hakları ihlalleri, siyasi istikrarsızlıklar, ekonomik kırılganlıklar ve kitle imha silahlarının yayılması da girmiştir. Öte yandan, <strong>kriz yönetimi</strong> ve barışı koruma operasyonları gibi misyonları düzenlemenin de önü açılmıştır. 1991 ve 1999 stratejik konseptlerinin önemli ortak özelliği ise NATO’nun tarihinde kamuya açık olarak yayınlanmalarıdır.</p>



<p>11 Eylül 2001 terör saldırıları Transatlantik güvenliğe yönelik tehditlerin sadece devlet merkezli olmadığını ispatlar niteliktedir. Terörizm daha önceden de ittifakın gündemindeki bir tehditken,1949’dan bu yana devlet merkezli tehditler için yapılandırılan bir örgütün kısa bir sürede farklı tehditlerle mücadele edebilecek esnekliğe kavuşması mümkün gibi gözükmüyordu. Uluslararası Güvenlik Destek Gücü (<em>International Security Assistance Force-ISAF</em>) operasyonu ile bu konuda rüştünü ispat eden NATO’yu ve Transatlantik bölgesini başka tehditler de beklemekteydi.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img decoding="async" src="http://www.secopedia.org/wp-content/uploads/2020/11/ucak.jpg" alt="" class="wp-image-960" width="790" height="457"/><figcaption><em>11 Eylül saldırıları sonrasındaki Awacs operasyonu filosundan bir uçak</em><br><em>Kaynak: https://awacs.nato.int/organisation/awacs-fleet/e3a</em></figcaption></figure></div>



<p>Rusya’nın Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması’nı (<strong>AKKA</strong>) askıya alması, Kafkasya ve Karadeniz bölgesindeki istikrarsızlıklar, siber saldırılar ve enerji güvenliğine dair riskler Transatlantik bölgesinin 2010’a kadar yüzleştiği ve baş etmeye çalıştığı tehditler haline dönüştü. 2010 yılında duyurulan ve “Aktif Angajman ve Modern Savunma” başlıklı stratejik konsept bahsi geçen tüm tehditleri içerirken, NATO’nun Transatlantik güvenliği sağlarken hangi alanlarda faaliyette bulunacağını da açıklamaktadır. Bunlar sırasıyla <strong>kolektif savunma</strong>, kriz yönetimi ve işbirliğine dayalı müşterek güvenliktir. Bir başka deyişle Transatlantik bölgesindeki üyelerin kolektif savunmaya dayalı güvenliği sağlanacak, fakat ortaklarla işbirliği ve kriz yönetimi yöntemleriyle NATO’nun komşu alanlarında da güvenliğin sağlanması için azami gayret gösterilecektir.</p>



<p>Transatlantik bölgesi güvenliğini hedef alan tehditler konusunda NATO içinde bir fikir birliği varken, tehditlerle mücadele yöntemleri ve yük bölüşümü konularında ortaklar arasında zaman zaman önemli fikir ayrılıkları da yaşanmaktadır. Bunlardan ilki, ABD’nin tek taraflı ve askeri güce dayalı tehditlerle mücadele yöntemi ile Avrupalı ortakların katılımcı, çok taraflı bir güvenlik topluluğu oluşturma yöntemleri arasındaki ayrılıktır. Bilhassa 2003’te ABD’nin Irak’a müdahalesi sırasında ortaya çıkan bu farklılık, Avrupa içinde de bölünmeye yol açarak eski-yeni Avrupa tartışmalarına neden olmuştur. Transatlantik bölgesinin güvenliğinde yük paylaşımı meselesi de ortaklar arasında bir başka tartışmalı konudur. 2014’te düzenlenen NATO Galler Zirvesinde üye ülkelerdeki savunma harcamalarının arttırılması konusu gündeme alınmıştır. ABD’nin Avrupalı ortakların daha fazla yük alması konusundaki ısrarı, Rusya-Ukrayna gerilimi gölgesinde kabul edilmiş ve üye ülkelerin 2024 yılına kadar savunma harcamalarını gayrı safi yurt içi hasılalarının en az %2’si düzeyine çekmeleri kararı alınmıştır. Yük bölüşümü sadece savunmaya ayrılan maddi kaynaklarla sınırlı kalmamış, Rusya’ya yakın ileri hatlardaki çok uluslu askeri birimlere ve hava-deniz alanlarını da içeren askeri tatbikatlara Avrupalı üyelerin katkılarının arttırılması da planlanmıştır. Uzmanlara göre tüm dünyayı etkisi altına alan COVID 19 salgını sebebiyle hem ABD’nin hem de Avrupalı ortaklarının Transatlantik güvenliğine yönelik savunma harcamalarındaki yük paylaşımını yeniden gözden geçirmeleri olasılık dahilindedir.&nbsp;</p>



<p><strong>Daha fazlası için:</strong></p>



<p><strong>Okuma Önerileri:</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>Kitap: Dieter Mahncke, Wayne Thompson ve Wyn Rees, <em>Redefining Transatlantic Security Relations: The Challenge of Change</em>, Manchester, Manchester University Press, 2004.</li><li>Makale: Serhat Güvenç, “NATO’nun Evrimi ve Türkiye’nin Transatlantik Güvenliğe Katkıları”, <em>Uluslararası İlişkiler, &nbsp;</em>Cilt 12, No 45, 2015, s. 101-119.</li><li>Makale: Elke Krahmann, “Security governance and networks: New theoretical perspectives in transatlantic security”, <em>Cambridge Review of International Affairs</em>, Cilt 18, No 1, 2005, s. 15-30.</li><li>Makale: Thomas Risse, “Beyond Iraq: The Crisis of the Transatlantic Security Community”, <em>Die Friedens-Warte, </em>Cilt 78, No 2/3, 2003, s. 173-193.</li></ul>



<p><strong>İzleme Önerileri:</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>Panel: European and Transatlantic Security in the 2020s, &nbsp;<a href="https://www.youtube.com/watch?v=lI3odakf6J0">https://www.youtube.com/watch?v=lI3odakf6J0</a> (Erişim tarihi: 20 Kasım 2020).</li><li>Panel: EU-Foreign Policy Defense Forum 2019: The Future of the Transatlantic Security Partnership, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=J0NVWH7l6y4">https://www.youtube.com/watch?v=J0NVWH7l6y4</a> (Erişim tarihi: 20 Kasım 2020).</li></ul>



<p><strong>Dinleme Önerileri:</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>Podcast: No Alternative to Unity: Transatlantic Security Beyond 2020, Heritage Events Podcast <a href="https://open.spotify.com/episode/0rxXzVAxiQsjVu8ExQjdzu?si=CFsb11vPSJ2Z-qEfu-oc9A">https://open.spotify.com/episode/0rxXzVAxiQsjVu8ExQjdzu?si=CFsb11vPSJ2Z-qEfu-oc9A</a> (Erişim tarihi: 20 Kasım 2020).</li></ul>



<p>Podcast: Transatlantic Security After the Intermediate-Range Nuclear Forces Treaty, Heritage Events Podcast <a href="https://open.spotify.com/episode/3kybSp7YbOpv9hTsVvMKRU?si=XAMxOZOCQEqK_YsgrHSxaA">https://open.spotify.com/episode/3kybSp7YbOpv9hTsVvMKRU?si=XAMxOZOCQEqK_YsgrHSxaA</a> (Erişim tarihi: 20 Kasım 2020).</p>
<p><a href="https://www.globacademy.org/transatlantik-guvenlik/">Transatlantik Güvenlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.globacademy.org">Global Academy</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Latin Amerika&#8217;da Güvenlik</title>
		<link>https://www.globacademy.org/latin-amerikada-guvenlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Nov 2020 14:19:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölgesel Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Fulya Aksu Ereker]]></category>
		<category><![CDATA[L]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.secopedia.org/?p=184</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazar: Fulya Aksu Ereker</p>
<p><a href="https://www.globacademy.org/latin-amerikada-guvenlik/">Latin Amerika&#8217;da Güvenlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.globacademy.org">Global Academy</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yazar: <a href="http://www.secopedia.org/fulya-aksu-erekeryazar/" data-type="post" data-id="64">Fulya Aksu Ereker</a></p>
<p><a href="https://www.globacademy.org/latin-amerikada-guvenlik/">Latin Amerika&#8217;da Güvenlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.globacademy.org">Global Academy</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
